GEÇİŞLER
Geçişler ile hayatın her alanında karşılaşılır.
Mevsim geçişleri her yıl tekrarlanır. Yazdan sonbahara,
sonbahardan kışa, kıştan ilkbahara geçilir.
Yazdan sonra sonbahara geçiş zor olabilir. Sıcacık günler yerini
serin akşamlara bırakır. Çeşit çeşit meyve ve sebzeler azalır, kışlık
hazırlık derdine düşülür…
Tatil bitiyor, okulların açılacağı döneme geçilecek. Okul
hazırlıkları da aileleri düşündürmeye başlamıştır. Yaz bitmese miydi?
Ama yaşam döngüsü biz istesek de istemesek de devam eder.
Çocukluktan ilk gençliğe geçiş sancılıdır. Hızla boy uzar, ellerin
kolların nereye konulacağı bilinmez, olur olmadık sakarlıklar
yaşanabilir. Ya duygular sabahtan akşama hızla değişir; bir anı bir
anını tutmayabilir.
İlkokul, ortaokul, lise derken bir de bakmışsınız üniversiteli
oluvermişsinizdir. Geçişlerde yeni heyecan, büyüdüm düşüncesi ilk
başlarda mutlu eder.
Okul bitip iş hayatı başladığında öğrencilik günlerine özlem
duyulabilir.
Yaş ilerleyip sağlık sorunları çıktıkça geçişler keyifli olmaktan
çıkıp ızdıraba dönüşebilir.
Sevenler kavuşur, davullu, zurnalı düğünler yapılır. Ama yeni
yaşam sevenleri zorlayabilir. İster istemez bir uyum süreci yaşanır.
Geçiş aşaması zor olabilir.
Geçişler hep zor mudur?
Hastalıktan çıkıp sağlığına kavuşmak geçişlerin en güzeli olsa
gerekir.
Gebelik gibi meşakkatli bir süreçten sonra bebeğini sağlıkla
kucağına almak şüphesiz geçişlerin en güzellerinden olabilir.
Diplomasını almış, ataması gerçekleşmiş bir genç mesleğe
geçişte tatlı bir zorluk yaşar.
Geçişlerin acı-tatlı bir şekilde geçeceğini bilmek de insanı
rahatlatabilir.
Yeni iş, yeni okul, yeni mevsim, yeni yaş…
Hemen hemen hepsi hızla geçer, bir de bakmışsınız yeni geçişe
alışmışsınız bile.
Geçiş telaşı, geçiş stresi ile hayatı kendimize zorlaştırmayalım.
Adı üstünde, geçişler geçicidir. Müdahale edebileceğimiz
durumlar olduğu gibi edemeyeceklerimiz de vardır.
Mevsim geçişine müdahale edemeyiz. Ama yeni işe
girdiğimizde bilgi edinerek işi kolaylaştırabiliriz.
Aslında müdahale edemediklerimizle hayatı kendimize çekilmez
kılıyoruz.
Oysaki çocuklara baktığımızda esnektirler. Olanı olduğu gibi
yaşarlar. Hırsa kapılıp hiçbir şeyi zorlamazlar. Olmayanı oldurmaya
çalışmazlar.
Çocuklarla vakit geçirmenin yetişkinlere iyi gelen yönü, onların
bu telaşsız, sakin ve doğal halleridir. Moda tabirle anı yaşar, akışta
kalırlar.
Geçişlerde sakinlik korunursa, etrafı kırıp dökmeden en zor
geçişler bile geçip gider.
Her şey insan içindir. İnsan olanın başına her şey gelir. Gelir ve
geçer…
MUAZZEZ TOĞRUL