antalya eskort alanya transfer
Bugun...


Muazzez Toğrul

facebook-paylas
YARAYI KAŞIYANLAR
Tarih: 19-05-2026 12:59:00 Güncelleme: 19-05-2026 12:59:00


YARAYI KAŞIYANLAR
İnsanların görünmeyen yaraları vardır. Bu yaralar sonradan
oluşur. Yani yaralarımızı doğuştan getirmiyoruz.
Yaş aldıkça, yaşanmışlıklar bazen iyi bazen kötü izler bırakır. Bu
yaşanmışlıklara anı hatıra da denilebilir.
Yaralar soyuttur elle tutulup gözle görülmeyebilir. Yaraların
görülebilmesi için zaman gerekebilir.
İlk tanıştığınız insanlar sizin yaralarınızı göremeyebilir. Zaman
geçtikçe ve paylaşım arttıkça yaralar görünür olur.
Evlisinizdir çocuğunuz olmayabilir. Bu toplumda yara olarak
kabul edilir. Çocuk lafı geçince bakışlar, imalar kişileri üzebilir.
Okul bitmiştir. İşe giremeyip kendinize bir gelecek kurmanız
gereken yaşta hala ailenizle yaşıyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda
ailenizin” Bir iş bulamadın mı?” sorusu bile can yakabilir.
Yolunda gitmeyen bir evlilik biter. Konu, komşu, eş, dost bunu
bir eksiklik gibi görebilir. Çevrenizdekiler kendi evliliği
mükemmelmiş gibi nispet yapabilirler.

Bir de parası, pulu, malı, mülkü, makamı ile üstünlük
taslamaya çalışan grup vardır. Bu görgüsüzlüğe söylenecek söz bile
yoktur.
Benim anlatmaya çalıştığım bilerek yara kaşıyanlardır.
Hassasiyetlerinizi bile bile imada bulunanlardır.
Bir arkadaşım hayatımın önemli bir dönemecinden geçerken
bana şöyle demişti:
“Yakından gelen taş daha çok acıtır.”
Çok doğru bir söz. Çünkü en yakınlarınız sizin yaralarınızı bilir
ve onlar daha çok can yakabilir.
Burada şunu hatırlatmakta fayda var, yazdıklarım toplumda
edindiğim gözlemlerime dayanmaktadır. Yazdıklarımdan kimse
kendine pay çıkarmasın ya da herkes kendine pay çıkarabilir. Yani hiç

kimseye gönderme yapmıyorum. Gönderme yapanları da basit
buluyorum.
İnsan bazen farkında olmadan bir yaraya dokunabilir.
Asıl benim kastettiklerim bile bile yarayı kaşıyanlaradır. Bunu
huy edinmiş düşük seviyeli çok insan vardır. Kendi kafasında üstünlük
kurabilmek için sözüm ona zor zamanlarda falan ortaya çıkıp destek
olmaya kalkarlar. Bunlara sahte dost denebilir. Zor zamanlardan
geçerken gelenler kendi egosunun peşindedirler. Bunun başka
açıklaması var mıdır?
Bırakın kardeşim başkalarıyla uğraşmayı; herkes kendine baksın.
Kendiyle barışık insanın başkasıyla derdi olmaz.
Kitap okuyun, müzik dinleyin, film izleyin, yürüyün, koşun ne
bileyim kendi işinize bakın.
Etrafınızdaki insanları rahat bırakın. Bizim toplumumuz
birbiriyle uğraştığı sürece gelişemez.
Haberlere bakın koca koca bürokratlar ülkenin ekonomisini falan
bırakıp birbirlerinin özel yaşantısıyla uğraşıyorlar. Herkes kendi işine
gücüne baksa toplum gelişir ülke bambaşka yerlere gelir.
Küçücük çocuklar bile yetişkinleri taklit ede ede büyümüş de
küçülmüş gibiler. Ebeveynleri kadar olmasa bile onlarda birbirlerine
karşı çok acımasız olabiliyorlar.
Öğretmenliğimin ilk yıllarında sınıf başkanı konuşanları tahtaya
yazardı. Adının karşısına eksi konulur. Eksiler de ders içi performans
notunu etkilerdi. Bir kere günah keçisi olundu mu, sınıfta bir olay olsa
hemen akla eksiyi alanlar gelirdi.
İnsan enerjisini kendine vermelidir. Mevcut enerjimizi de
kendimizi geliştirmeye harcasak fena mı olur?
Yunus Emre ne güzel demiş” Ben gelmedim dava için, benim
işim sevi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.”
MUAZZEZ TOĞRUL





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YAZARLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI