Bu ülke çocuklarının kaderi olmalıdır ki hep bir sınavdan geçme
durumu söz konusudur.
İlkokul sıralarında başlar sınav, üniversite bitene, bir meslek sahibi
olana kadar devam eder gider.
Hep bir sınav vardır hayatımızda…
Bu sınavlardan birisidir LGS…
En zorlu olanıdır.
Seçilme sınavıdır.
Bu yıl da zorlu bir sınavdan geçti çocuklar.
Sinirler, stresler, hastanelik olma durumları söz konusu oldu. Birçok
aile çocuğunu sınav binası yerine hastaneye götürdü.
Kolay değil çocuklar için sınav. Her taraftan psikolojik baskı var.
Yüklenen sorumluluk, beklenti hat safhada…
Ne yapsın çocuk!
Aileler çocukları için kaygılandı, üzüldü, sevindi.
Kimileri yüksek puan alacak iyi okullara yerleşecek, kimileri düşük
puan alacak diploma notu ile kayıt alanlarındaki bir okulu tercih
edecek…
Ülkemizde hep bir akademik başarı peşinde koşulmakta…
Adam olacaklar, adam olmayacaklar akademik başarı ile
belirlenmekte…
Çocuğun sportif, sanatsal, mekanik, motor becerileri hiç
umursanmamakta…
Kayda alınmamakta…
Sınavdan istendik puanı alamadınız mı, elendiniz mi kötü çocuksunuz.
O kadar…
İyi bir müzisyen, iyi bir sporcu, iyi bir edebiyatçı, iyi bir ressam…
Neden olmasın.
En iyiler sanatçılar, müzisyenler, ressamlar değil mi?
Hep onların ismini zikretmiyor muyuz?
Leonardo da Vinci, Pablo Picasso, Vincent Willem van Gogh,
Michelangelo, Caravaggio, Rembrandt Harmenszoon van Rijn,
Raffaello Sanzio da Urbino, Diego Velázquez, Albrecht Dürer…
Türkiye’de piyanist ve besteci Fazıl Say, orkestra şefi Cem Mansur,
dünyaca ünlü piyanistler İdil Biret ve Güher & Süher Pekinel, soprano
Leyla Gencer, caz piyanisti Karsu Dönmez ve elektronik müzik
prodüktörü Mahmut Orhan …
Hep yanlış yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz.
Her zaman dile getirmişimdir: İlkokulda derslere branş öğretmenleri
girmeli, çocuğun yeteneği keşfedilmeli, ortaokulda yeteneğine uygun
okullarda eğitim görmeli, liselerde çocuk artık mesleğinde yetkin hale
gelmelidir.
En büyük sınav yeteneklerin tespiti olmalı…
Çocuk hangi alanda yetenekli ise o alanda eğitim görmelidir. Oysa
meslek liseleri en kötü okullar statüsünde algılanıyor.
Ne sınav stresi olur çocuk ne de sınav kaygısı…
Yazık ya…
İstendik başarıyı gösteremeyen çocuklar perişan haldeler…
Özgüvenleri, ailede değerleri, arkadaşları arasında saygınlıkları
kalmadı.
İşe yaramaz, derslerine çalışmayan, başarısız çocuklar oldular.
Kapandılar odalarına, gözyaşı dökmekteler.
Bir an önce çocukları at yarışı misali sınavlara sokmaktan vazgeçelim.
Bu çocuklar bizlerin gelecekleri.
O kadar çok kişi var ki mesleğini severek yapmayan, neredeyse
çalışanların tamamı…
Avrupa’da insanlar yetenekli olduğu alanlarda eğitim görüyorlar,
dolayısıyla hem işlerini severek yapıyorlar hem de psikolojileri
düzgün.
Ülkenin en zekileri doktor…
Neden?
Doktor olunca çok para kazanacaklarını düşündükleri için.
Çok para kazanmak için insanlar yaşamlarını mahvediyorlar.
Yaşamdan zevk almıyorlar.
En kötüsü de mesleklerini severek yapmadıkları için başarılı
olamıyorlar.
Önerdiğim yöntem çok büyük alt yapılar gerektiren, büyük paralar
isteyen şeyler değil.
Neden hala sınavlar var, anlamış değilim.
İlkokullarda çocukların yeteneklerini tespit et, ortaokullarda
yeteneklerine göre eğitim ver, liselerde çocuk iyice yetişsin…
Üniversite okumak isteyen okusun…
Okumak istemeyen iş hayatına atılsın…
Ülke olarak bir an önce bu çocukları sınav stresinden kurtarmak,
yeteneklerine uygun meslekleri seçecekleri koşulları var etmek
zorundayız.
Bu çocuklara yazık…
Gözümüzün önünde heba olup gidiyorlar…
Çözüm zor değil, çok kolay…